“Antalya’da Gezilecek Yerler” yazımızın içeriğinde sizleri genel olarak Samyang 8 mm gibi geniş açı canavarı bir lens ile çektiğimiz Aspendos Antik Tiyatrosu‘na ve kompleks içindeki agora ve bazilikaya götüreceğiz. Köprülü Kanyon‘da iki gün boyunca kamp ve rafting yaptıktan sonra yavaş yavaş denize indik ve yüzmeden evvel antik kentleri de arşınlayalım dedik.

Aspendos Antik Tiyatrosu, şehir merkezine harita üzerinde 1 saat, Antalya trafiği gerçekliğinde 2 saatten fazla bir mesafede. Antalya şehir merkezinden doğuya gitmek ömür törpüsü. Bu şehirde yaşamadığım için mutluyum (:

1 Aspendos Antik Tiyatrosu:

Aspendos’lu Theodorus’un oğlu Zenon tarafından yapılan antik tiyatro, yukarıdaki görselde görüleceği üzere kompleksin hemen girişinde bulunuyor. İlk olarak gittiğim 2014 yılında muhteşem bir konser için hazırlıklar vardı ama yıllık iznimin bitmesi nedeniyle gidemedim. Hep içimde uhde olarak kalmıştır.

Oldukça büyük olan tiyatro, Roma döneminden kalma olup da günümüze tek parça olarak gelen en büyük antik tiyatrolardan biri olma özelliğini taşıyor. Ramazan bayramında gitmemiz nedeniyle yerli turistlerden ziyade yabancıların akın ettiği tiyatroda, geçmiş yıllara nazaran turist sayısında belirgin bir azalma olduğunu söylemekte fayda var. Yine de Uzakdoğulu dostlarımız her zamanki gibi aramızdalar.

Tiyatronun yüksek basamaklı merdivenlerini 38 derece sıcaklıkta zar zor tırmandıktan sonra insan dizine kadar gelen basamaklar nedeniyle inmesi de insanı yoruyor. Uzakdoğulu misafirlerimiz genelde ellerinde şemsiye ve bronzlaşmalarını önleyen maskeleriyle sahnede yer alırken Avrupalı turistlerin geniş açı fotoğraf çekmek amacıyla en yukarıya çıktığını söylemek mümkün. Bazı uzakdoğu ülkelerindeki inanışlara göre bronzlaşmak, ayıp veya sınıf olarak aşağılanma olarak görülüyor.

Tiyatro binasını enine boyuna gezindikten sonra çoğu insan alanı terk ediyor. Bunun nedeni belki de kompleksin ilerisinde bulunan 2 ve 3 nolu yapılar, agora ve bazilikanın büyük oranda harabe olması. Roma ve mimari yapı tarihini bilen yabancı turistlerin ise bu kolaycılığa kaçmayarak ellerindeki yazılı klavuzlarla bu alanı gezdiklerine, aralarında tartışmalar yaptıklarına şahit olduk.

Aşağıdaki slaytta elimizden geldiğince antik tiyatro kompleksini geniş açı lensimizle sizlere sunuyoruz. İlerleyen günlerde video olarak da sunumlarımızı ekleyeceğiz.

2 Bazilika:

Antik tiyatrodan sonra lavaboların olduğu alandan ileriye doğru giderek agoraya ve bazilimaya ulaşıyoruz. Bir zamanlar Romalıların yürüdüğü taş yoldan yürümek insanı alıp götürüyor. Hatta ben bir ara kendimi Gladyatör’de hissettim.

Fotoğrafta gördüğünüz kanalın kanalizasyon olduğunu anladığınızda hayret ediyorsunuz. Bundan yaklaşık 2 bin sene öncesinde Romalıların su giderlerini düşünmesi inanılmaz bir şey.

Bazilika, ön Hristiyanlık döneminde kullanılan ibadet yeri olarak açıklanıyor. Normal kiliselere göre genelde daha devasa olan bu yapılar, iç sütun yapısıyla da kiliselerden ayrılıyor. Aspendos Bazilikası da büyük oranda yıkık olmasına rağmen dev duvarlarıyla bir zamanlar heybetli bir görünüme sahip olduğunu belli ediyor.

Büyük taş parçalı yol bittikten sonra biraz dikkatli yürünmesi gereken bozuk satıh başlıyor. Bu nedenle komplekste yürürken ayağınızda terlik veya parmak arası terlik olmamasında fayda var.

3 Agora:

Bazilika ile agora hemen hemen 50 metre mesafe ile yan yana bulunuyorlar. Taşlı yoldan ilerledikten sonra sağınızda yıkık agora, sol ilerinizde bazilika var. Agora, günümüze halk pazarı olarak çevriliyor. Geniş bir alana yayılan yapı büyük oranda yıkık olsa da bir dönem burada kent sakinlerinin alışveriş yaptığı fikri, insanı yaşadığı andan çekip götürüyor.

Fikrinizi belirtin